Osmanlı padişahları hakkında ilginç bilgilere ulaşıldı

   2017 Tarihli Haber
  Ekleyen : Yazar
  Yorum Yok

Abdülhamit Han’ın 4. kUşaktan torunu Nurhan Osmanoğlu ile koku eksperi ve sosyolog Bihter Türkan Ergül’ün yaptığı arşiv incelemelerinda, Osmanlı padişahları ile alakalı enteresan veriler gün yüzüne çıktı.

Osmanoğlu yaptığı açıklamada, Ergül ile gerçekleştirdikleri ve aylar süren çalışmanın sonrasında Osmanlı padişahlarının bugüne kadar bilinmeyen birtakım yönlerini meydana çıkardıklarını söyledi.

Nurhan Osmanoğlu, Osmanlı padişahlarının kullandıkları kokuları araştırırken, saraylarda sarfedilen ilaçların ve sefere çıkılmadan evvel uygulanan hazırlıkların bilgisine de ulaştıklarını anlattı.

Dedesi Abdülhamit Han’ın sabah kahvaltısında soğanlı yumurta yemeyi seçim ettiğini bildiren Osmanoğlu, ”Yaptığımız koku araştırmasında değişik bulguların gün yüzüne çıkması, bizden ileri nesillerin tarihi öğrenme, dedelerimizin neler yaptığını bilmesi adına mühim bir çalışma olacak. Çalışmalarımızın başındayız. Uzun seneler sürecek bu çalışmalarda mühim arşiv kayıtlarına ulaşacağımıza eminim” dedi.

Osmanoğlu, padişahların hayatlarıyla alakalı verileri derlemelerinin fazla şık ve bir o kadar da ilgi çekici olduğunu vurguladı.

Arşiv incelemelerinda bir ya da iki bireyin değil, tüm aile fertlerinin takviyeleri olduğunu kaydeden Osmanoğlu, şu şekilde konuştu:

”Sadece dedelerimizin kullandığı kokuları gün yüzüne çıkarmadık, onların gündelik hayatta sıhhatli yaşam sürdürmek amacıyla hastalıklara karşı nasıl bir tedavi tekniği kullandıklarını da öğrenmiş olduk. Örneğin dedemi görmedim. Onun ısısını hissetmedim. Ama dedemin kokusu burnuma geliyor. Ben dördüncü kUşak torunu olarak bunun anlatılmaz bir heyecan olduğunu dile getirebilirim. Haremdeki cariyeler ya da huzura çıkacak hanımlar, kız kardeşler, yasemin ve çiçek kokuları kullanırmış. Bu kokular aynı vakitte sarayda depresyon ve sinir yatıştırıcı özelliği sebebiyle ilaç olarak da kullanılırmış. Baş ağrısı ya da migreni bulunanlar ilaç olmadığı amacıyla genellikle reyhanla şakaklarını ovarlarmış. Diş ağrıları, ağız yaraları ve ağız kokuları amacıyla karanfil yağı kullanırlarmış.”

– Sefere çıkan askerlere küflü peynir

“Kanuni Sultan Süleyman’ın, kış aylarında sefere çıkarken askerlerine bağışıklık sistemlerinin güçlü olması amacıyla küflü peynir yedirdiği bilgisine ulaştık” diyen Osmanoğlu, küflü peynirin antiseptik özelliği olduğuna işaret etti.

Osmanoğlu, Abdülhamit Han’ın sabah kahvaltısından evvel kesinlikle kahve içtiğini ifade ederek, “Tüm Osmanlı padişahları, ramazan ayından bir hafta evvel Eyüp Sultan Camisi’nin kubbelerini safran, gül ve amber sularıyla yıkatırmış. Bunu da sabah gün ağarırken, gün ışığının vurduğu kubbelerden çevreye şık ve ferah kokular yayılması amacıyla yaparlarmış” dedi.

Yavuz Sultan Selim’in başlattığı bir geleneğe de ilgi çeken Osmanoğlu, “Savaş esnasında hastalanmamaları amacıyla sefere çıkmadan evvel Yeniçerilere mevlevihanenin sekizgen havuzunda toplanan yağmur suları içirilirmiş. Bu gelenek Yavuz ile başlatılmış” ifadelerini kullandı.

Osmanoğlu, arşiv incelemeleriyla alakalı şu verileri paylaştı:

“Sultan Abdülhamit Han’ın adı ‘Ferhan’ bulunan atı sefere çıkarken gül yağıyla tımar edilirmiş. Gül yağı hayvanlarda, bilhassa atlarda kullanılınca kana karışıp atın oldukça enerjik olmasını sağlarmış. Saraya alınan cariyelerin bitlenmemesi amacıyla enselerine biberiye yağı sürülürmüş. Yakıcı bir özelliği bulunan bu yağ da tekrar saraylardaki tedavi yöntemlerinden biridir. Aynı vakitte ilaç olarak da kullanılıyormuş. 1. Ahmet, 4. Murat ve Kösem Sultan sabah çaylarına tarçın katarlarmış. Tarçın üşümeyi önlermiş. Hem de birtakım padişahlar da sefere çıkarken vücutlarına tarçın yağı sürer, seferde de tekrar tarçınlı çay içerlermiş.”

– ”Dedemin hatıraları beni duygulandırdı”

Dedesinin hayatını araştırırken vakit vakit duygulandığını, dedesine ait tarihi gereçleri görünce dokunmak istediğini açıklayan Osmanoğlu, şu şekilde devam etti:

”Karşınızda size ait bulunan bir şey var ama ona dokunamıyorsunuz. Camın arkasından izliyorum ve yalnızca ‘ne kadar hoşmuş’ diyebiliyorum. Çok acı bir şey bu. Araştırma esnasında enteresan bir şeyle karşılaştım. Abdülhamit Han’ın eliyle yaptığı sedef işlemeli fazla şık bir sanduka gördüm. Üstüne tek tek işlenen o oymaların nasıl yapıldığını hayal ettim. Sandukanın çevresinde durdum, gezdim, dolaştım. Sonra bir baktım, üstüne kara kalemle bir numara kazınmış. Görevliye bu numaranın anlamını sordum. Görevli, ‘Arşive kaldırılacak bulunanları numaralandırıyoruz’ deyince, o anda ne diyeceğimi bilemedim. Sanki pazardan biri almış getirmiş o sandukayı. Nasıl kazımışlar o numarayı bu tür bir tarihi eserin üstüne? Sanki o numarayı kalbimin üstüne kazımışlar gibi hissettim. Şu an değişik veriler de var, onları da netleştirmeye çalışıyoruz. Bakalım çalışma tamamlanınca hangi verilere ulaşacağız.”

– Padişah kokuları tescillendi

Saraylarda sarfedilen kokuları Osmanoğlu ile eş güdümlü inceleyen koku eksperi ve sosyolog Bihter Türkan Ergül ise padişah kokularının tescillendiğini söyledi.

Padişah kokuları araştırmasının tamamlanmasının sonrasında tescil amacıyla müracaat gerçekleştirdiklerinı ifade eden Ergül, ”Yapılan çalışmaların meyvesini almayı başardık. Padişah kokuları bundan sonra tescillendi. Nurhan Osmanoğlu ile yaptığımız koku arşiv çalışmalarından yola çıkarak bulduğumuz bulguların ışığında hazırlayacağımız kokuların tescillenmesi, yeni bir tarih sürecinin başlangıcı olacak. Yaptığımız arşiv araştırmasında padişah kokularının aynı vakitte tedavi yöntemlerinde de kullanıldığının meydana çıkması, incelemeleri değişik bir alana çekti” olarak konuştu.

Sponsorlu Baglantılar

GALERİ
REKLAMLAR
GÜZELLER GALERİSİ
REKLAMLAR